Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 
video

Allah (cc) Bizden Ne İster?

Selim ÇORAKLI
04 Eylül 2012 - 16:47
Okunma : 6510
Yorumlar : 1

“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56) Günümüzde tanımadığımız biri bize bir iyilik yapsa, ister is¬temez aklımıza, “Bu insan bana bu iyiliği niye yaptı?” diye bir sual gelir.

İyiliği yapanın böyle bir niyeti olmasa da benzer bir sual ile karşılaşmamız her zaman mümkündür.
İyiliği yapanın hiçbir karşılık beklemeden yaptığını öğrenin¬ce de ister istemez o kişiye karşı olan hayranlığımız artar ve her yerde takdirle, övgüyle bahsederiz. Hatta hatırını her yerde yüksek tutarız.
Peki, bizi yoktan yaratan, yaratırken insan olarak bu dün¬yaya gönderen, insan olarak gönderdikten sonra da sonsuz ni¬metlerle donatan, insan olmanın hazzını bize tattıran Allah (cc)’ımız bunları bir karşılık istemek için mi yaptı?
Samed olan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’ımız (cc) verdiği bunca nimete karşı bizden ne ister?
Rabbimizi tanıyan herkes O’nun bizim hiçbir şeyimize muh¬taç olmadığını bilir. Yine Rabbimizi tanıyan herkes bizden bazı istekleri olduğunu da idrak eder.
Allah’ımız (cc) bizden; her şeyden önce verdiği nimetlere karşı kendisine şükretmemizi, emirlerine uymamızı, yasakla¬rından kaçınmamızı ve asla nankörlük edip verilen nimetleri inkâr etmememizi ister. Bu istek asla bir ihtiyaçtan dolayı değildir.
Aslında istenen şeylere baktığımızda hepsinin yine bizim menfaatimize olduğunu görürüz.
“(O) istediğiniz şeylerin hepsin¬den size verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkarsanız, onu sayamaz¬sınız. Gerçekten insan çok zalim ve çok nankördür.” (Sebe: 14)
“O halde Beni (ibadet ve itaatle) anın ki, Ben de sizi (se¬vap ve mağfiretle) anayım; Bana şükredin (itaatsizlikle) Bana nankörlük etmeyin.” (Bakara: 152)
İnsanı dünyaya gelmeden önce insan olarak gönderen ve onu insanlık kabiliyetleriyle donatan Allah (cc)’a ne kadar şük¬retsek, ne kadar teşekkür etsek yine de azdır. Zira Allah’ımızın bize karşılıksız verdiği nimetleri, vücudumuzun azalarını hiçbir değerle alamayacak kadar değerli olduklarını herkes bilir. Bu¬gün “İki gözünü ver sana on trilyon vereyim.” diyen birine han¬gimiz iki gözümüzü verebiliriz ki? Hakeza beynimiz, kalbimiz, aklımız ve sayamayacağımız kadar önemli azalarımızın ne ka¬dar değerli olduğunu buradan kıyaslayalım.
Bir kahve ısmarlayanı kırk yıl hatırımızda tutuyorsak, bize sonsuz nimetler veren Allah’ımızı (cc) nasıl anmamız ve hatırı¬mızda tutmamız gerektiğini artık siz kıyas edin.
Bize hiçbir ikram etme mecburiyeti yok iken bunca nimeti ikram eden Allah’ımızı (cc) bilmemek, tanımamak, O’nun emir ve yasaklarına uymamak en büyük zalimliklerden biridir elbette.
“... Kim (Allah’ın nimetlerine) şükrederse; ancak kendi faydası için şükretmiş olur. Kim de isyan ve itaatsizlik¬te nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah ganidir, çok zengin ve hiçbir şeye muhtaç değildir, hem de övülmeye layık olandır.” (Lokman, 12)
Peki, Allah’ımız (cc) verdiği bunca nimete karşı bizden ne is¬tiyor?
Bediüzzaman Hazretleri Rabbimizin bizden istediklerini şi¬irsel bir tarzda şöyle anlatır:
“Hakikî nimet veren Allah’ımız (cc), bizden o kıymeti son¬suz nimetlere karşılık bizden istediği fiyat üç şeydir.
Biri: Zikir.
Biri: Şükür.
Biri: Fikir’dir.
Her şeye başlarken, söylediğimiz “Bismillah” (Allah’ın adıy¬la) zikirdir.
Nimetlerin sonunda söylediğimiz “Elhamdülillâh” (Allah’a hamd olsun) şükürdür.
Baş ve son arasında, yani ortada, bu kıymet biçilemeyen ve her biri sanat harikası olan nimetleri, Bir olan ve hiçbir şeye ih¬tiyacı bulunmayan Allah’ımızın kudretinin mucizeleri ve rah-metinin hediyeleri olduğunu düşünmek, akletmek ise fikirdir.”
Zikretmeyen, şükretmeyen, fikretmeyen insana insan de¬mek ne kadar doğrudur?
Zaten akıllı insan bunları yapandır ve aklını kullanmayanla¬rı Allah (cc), Cual’e yani pislik böceğine benzetmektedir. Ya¬şadığı mekân tamamıyla pislik olmasına karşılık onu misk zan¬neden Cual’e…
İnsan olan insan Allah’ımızın (cc) verdiği nimetler karşısın¬da O’na lâyıkıyla kul olur ve en güzel yaratılış sırrına sahip olur. Bu yol ancak Kur’an ve Sünnete uymakla mümkündür. Zaten Rabbimiz de “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsin¬ler diye yarattım.” (Zariyat 56) demiyor mu?
Başka şey için değil; sadece kulluk için. Diğer bütün şeyler, işler bu kulluğu yerine getirmek için birer vasıta olmaktan öte¬ye geçemez. Geçirenlerin, kalbine Allah’tan başkasını koyanla¬rın “Ayine-i Samed” olan kalbe karşı ihanet ettiğini söylemek asla mübalâğa olmaz.
Ne mutlu O’na kulluk yaparak şereflenenlere! Çünkü en büyük izzet ve şeref Allah (cc)’a kul olmaktadır. Bu dünyada ve ahirette izzet ve şeref isteyen, izzetli ve şerefli bir hayatı ol¬masını arzulayanlar için en büyük ideal budur.

selimyusuf1960@gamil.com

 
  Yorumlar
kerem şükrü yılmaz - 2014-03-20 07:45:53

allah razı olsun

abi allah razı olsun çok güzel yazmışsınız. müsadenizle sitem de kullanacağım.

icon BAYBURT REHBERİ
icon Önemli Telefonlar icon Siyaset icon Tarihçe
icon Vakıf ve Dernekler icon Coğrafi Yapı icon Ekonomi
icon Gezilecek Yerler icon Şairler icon Spor
icon Dede Korkut icon Sanatçılar icon Türküler
icon Kitaplar icon Yemekler icon Barlar
icon Yerel Kıyafetler icon Bayburt Taşı icon Oyunlar
icon Nöbetçi Eczaneler icon Sağlık icon Eğitim

 Köşe Yazıları
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri