Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 
video

Bekliyoruz Sultanım

Selim ÇORAKLI
04 Eylül 2012 - 16:45
Okunma : 2163
Yorumlar : 0

Bekliyoruz Sultanım

Yıpranmış, katılaşmış gönülleri

Meltemiyle yeşerten Sultanımız!

21. Asırda Sensizliğin acısını,

İliklerimize kadar yaşıyoruz

Her yer âdeta Kerbela!

Şanımız, şerefimiz ayaklar altında…

Ezilen, sömürülen bir ümmet olduk.




Hani, bizi ikaz edip, demiştin ki;

“Size iki şey bırakıyorum.

Kur’an ve Sünnetim.

Bunlara yapışırsanız kurtulursunuz.”

Ama adına ister gaflet de,

İsterse ihanet.

Bıraktığın iki şeye sarılmadık.

Her adımda aldandıkça aldandık.

Bugün getirdiğin esasların aramızda olmayışı

İliklerimize kadar hissettiriyor acısını…

Herkes Sen’in aramızda olduğunu..

Baş tacı edildiğini söylüyor.

Ama heyhât!

Dillerimizde varsın ama,

Seni hayatımızın merkezine koyamadık.

Hep lâfını ettik.

“Anam babam sana feda olsun” deyip durduk.

Ama yine heyhât!

Senin ilkelerini hayatımıza hâkim kılmadık.

Kılamadık…

Ticaret hayatımızı,

Ailemizi, çoluk çocuğumuzu,

İşimizi, gücümüzü,

Sen’den soyutladık.

Getirdiğin ilkeleri görmezden geldik.

Yani kısaca Sultanım, anlayamadık kıymetini...

Alemlere Rahmet oluşunu,

İnsanlığa en büyük Nimet oluşunu..

Anlayamayınca da hakkıyla anlatamadık.

Cemaat liderimiz, parti başkanımız,

Ya da Tarikat şeyhimiz kadar olsun

Seni tanımadık, tanıyamadık.

Cemaatimizi, partimizi, tarikatımızı anlattığımız kadar,

Seni başkalarına anlatmadık.

Anlatamadık.

Seni hakkıyla anlayıp, anlatabilseydik;

Gençlerimizin sadrında ve sinesinde Sen olurdun.

Başını örttüğü için kızlarımız üniversitelerden atılmaz.

Sokaklarımızda aç gezen çocuklar,

Parasızlıktan evlenemeyen gençlerimiz olmazdı.

Olmazdı Sen’in dinine dil uzatan.

Hâşâ, San’a “Çöl bedevisi” diyen

Çöl bedevileri olmazdı Sultanım.

Çağları aşan çağrılarını taşıyabilseydik

Çağlara ve deniz aşırı diyarlara,

Gönüllerde sadece Sen olurdun!!!

Ama işte itiraf ediyoruz,

Bütün acziyetimizi izhar ediyoruz.

Sen’i hakkıyla anlayamadık,

Anlayamayınca da anlatamadık.




Bugün bir bunalım çağı yaşıyoruz.

Kurtulmak için elimizi nereye atsak

Ya bir şerire, ya bir istismarcıya,

Ya da bir din tacirine tutunmuş oluyoruz.

Elimiz yanıyor, ciğerimiz dağlanıyor.

Duygu ve düşüncelerimiz pörsüyor.

Şairin dediği gibi;

“Yeryüzünde riyâ, inkâr,

Hıyanet altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar,

Ebu Leheb öldü diyorlar ama,

Ebû Leheb ölmedi, Ya Resulallah,

Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!”

Bunalımlı bir devir yaşıyoruz.

Çaresiz tutunacak dal arıyor,

Bize uzatılan sahte dallara, yollara,

Kurtuluş ümidiyle yapışıyoruz.

Kimileri de, hâşâ Sen bize yetmezmişsin gibi,

Ya Mehdî, ya İsa bekliyor.

Ya da kurtarıcı bir imam.

Söylesene Ey Sultanım!

Sen Bize yeterli değil misin?

Getirdiğin ilkeler yeterli değil mi?

El Hak yetersin ey Sultanım.

Bize de yeter, kıyamete kadar gelecek,

Bütün nesillere de yetersin.

O sebeple ne Mehdî, ne de İsa bekliyorum.

Sultanım, ben Seni bekliyorum.

Senin emanet bıraktığın “İki Şey” ile,

Hayatımıza hayat olmanı bekliyorum.

Ne olur gel Sultanım!

Gel de herkese yettiğini göster!

Gel de bütün çağlara mührünü vur yeniden.

“Ben kıyamete kadar getirdiği geçerli olan son Peygamberim” de…

De de; bir yanda Seni şarkı, türkü söyleyerek ananlar,

Bir yanda Sen’i yetersiz görüp,

Başka tutunacak etekler arayanlar,

Yaptıklarının yanlışlığını görsünler.

Görsünler de ayağına yüz sürsünler.




Rabbim Sen’in için bizi hep ikaz etti

Sen’de bizim için örnekler olduğunu söyledi.

Müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi.

Ve Dedi ki:

"Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz,

Eşleriniz, aşiretiniz…

Kazandığınız mallar, ticaret ve hoşunuza giden evler,

Sizlere Allah'tan, O'nun Resulü’nden,

O'nun yolunda Cihad etmekten daha sevimli ise,

Artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin.

Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” (Tevbe 24)

Biz ne yaptık Sultanım?

Çeşitli bahaneler uydurduk,

Mal dedik, mülk dedik,

Çoluk dedik, çocuk dedik,

“Hanede evlad-ı iyalı var” deyip avunduk.

Kariyerimizin, makamımızın savrulmasından korktuk,

Nefis türküleri söyleyip durduk.

Kur’an’a ve sünnetine pervane olamadık.

Yanlış yollarda yandı ruhumuz.

Yanlış mecralara sürüldük.

Yalancı şafaklarla kandırıldık,

Yıllar yılı Ateş böceklerini,

Kutup yıldızı zannettik.

Sensizliğin girdabında

Zehrini yudumladık hayatın.

Ama artık tükendik Sultanım.

Kuvvetimiz, mecalimiz kalmadı.

Senden başka elimizden tutacak yok.

Kabul eder misin çağrımızı bilmiyorum?

Dağlar kadar günahlarımız olsa da,

“Sen kadar umutlarımız var.”

Bir kez daha büyüklüğünü göster.

Bedevilere uzattığın mübarek ellerini

Bize de uzat Sultanım.

Ağzına kadar dünya dolmuş,

Sekülerliğin esiri olmuş,

Gönüllerimize gir yeniden.

Hayatımıza hayat ol.

Biliyoruz ki şimdiye kadar kapına gelenler

Asla kapısız kalmadı Sultanım.

“Mü’min döndüler kapından.”

Kapının eşiğine yüz sürüyoruz Sultanım.

Affet bizi,

Doğ sinelerimize Güneş gibi.

Doğ ki erisin kalbimizdeki buzlar.

Çağımızın kin ve nefret kusan

Karanlık zeminlerinde,

Bizi yetim bırakma Sultanım.

Yıllardır bekliyoruz.

Hani bir gün rüyama girip,

Tabutun içinde yatar vaziyette demiştin ki;

“Evladım bakma böyle ölü gibi göründüğüme.

Canlıyım ama vaktini bekliyorum.

Bir gün çıkıp geleceğim.

O gün çok yakındır.

Bekleyin…”

Sen sözünden asla dönmezsin Efendim.

Gelmeni bekliyorum.

Daha fazla bekletme ne olur.

Gel Sultanım!

Gel de kurtarıcı olduğunu göster.

Gel de insanlık bir kez daha,

Gerçek bir lider görsün.

Gerçek insanlığı tatsın yeniden.

Bekliyoruz Sultanım.

Bekliyoruz Efendim.



Selim Çoraklı

 
  Yorumlar


Henüz kayıtlı yorum yoktur ....

icon BAYBURT REHBERİ
icon Önemli Telefonlar icon Siyaset icon Tarihçe
icon Vakıf ve Dernekler icon Coğrafi Yapı icon Ekonomi
icon Gezilecek Yerler icon Şairler icon Spor
icon Dede Korkut icon Sanatçılar icon Türküler
icon Kitaplar icon Yemekler icon Barlar
icon Yerel Kıyafetler icon Bayburt Taşı icon Oyunlar
icon Nöbetçi Eczaneler icon Sağlık icon Eğitim

 Köşe Yazıları
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri